Bir Sene Daha Yalan Oldu


Yıllar yılları kovalıyor ama koskoca bir camianın elinde hâlâ ve sadece 80li yıllarda oynanmış bir kupa yarı finali dışında teselli yok... Tesadüfi olamayacak kadar istikrarlı bir başarısızlık sözkonusu.

Sezon başından beri burayı takip edenler hatırlayacaktır Karşıyaka Yönetimini "Hayal satmak" ve "Doğruları gizlemek" ile suçlamıştık. Haklı sebepleriimiz de vardı. Camianın 100. yılı arifesinde aylarca transfer girişimi yapmadan beklerken kamuoyunu bir ilköğretim öğrencisinin kişisel bilgisayarında hazırlayabileceği baştan savma bir logo taslağıyla uyutmaya çalıştılar. Çapsız, vizyonsuz ve başarı konusunda isteksiz ama şaibeli adamlarla iş yapıp, kulübe ne idüğü belirsiz hocaları, futbolcuları ederinden çok daha yüksek kontratlarla getirmek konusunda iştahlı bir yönetimi vardı yeşil kırmızılıların...


34 maç bittikten sonra değil, sezon başında altını çize çize defalarca yazdık. "Erhan Şentürk, Özgürcan Özgür gibi adamların hedefi olan bir takımda işi olamaz" diye. Reha Kapsal ve bir takım zararlı adamlar takıma ne idüğü belirsiz, bir alay takımdan şutlanmış, olmamış, olmayacağını herkes tarafından anlaşılmış isimleri aldılar. Kimse "iyi niyet" edebiyatı yapmasın ilerleyen haftalar içinde Aidiyah (bu bahsettiğim adamlar dışında bir yolla  getirilmişti) üzerine oynanan oyunlar zaten tahmin ettiğimiz işlerin nasıl uygulamaya konduğunu gösterdi.

Bazı futbolcular ısrarla sahada tutuldu ve şans verildi bu arada takım ağır bir kan kaybı yaşadı. 12. hafta sonunda artık şampiyonluk şansının kalmadığını, ilk 6 takım arasına girmenin bile mucize olacağını da futbolu bilen insanlar gördü. Reha Kapsal'ın istifası ve kerameti kendinden menkul Mustafa Uğur'un getirilmesi arasında başka menejerlerin topçuları ayıklanırken tanıdıkların portföyü iyice şişirildi ve takıma doluşturuldu. Görece başarıl sonuçların alındığı ama sahadaki oyunun korku filmi gibi olduğu o yalancı bahar serisi bitince takke düştü, kel göründü. Kasımpaşa mağlubiyeti sonrasında hoca değişikliğine gidilmeliydi ancak ne hikmetse Mustafa Uğur'da ısrar edildi. Ricacılar büyük yerden olduğundan Mustafa Uğur yerinden oynatıl(a)madı O da kendisini oraya getirenlerin menfaatleri doğrultusunda 11'ler çıkarmaya devam etti. 

Oyunu ileri yıkması gereken takımda bunu yapabilecek Şaban dışında kimse yoktu ama çoğu maçta ezbere yapılan Şaban/Özgürcan değişiklikleri yüzünden takım küme düşme noktalarına kadar geldi. İleriye atılan her topun sanki duvardan seker gibi aynı hızla geri döndüğü maçlar oynadı Karşıyaka takımı ama kulübe hep birilerinin direktifleri doğrultusunda hareket etti ve takım bu utandırıcı sezonu yaşadı. Bir başka torpilli Erhan Şentürk dün belki de Bank Asya 1. Lig'e veda ettirecekti. Bütün bunlar olurken Agbetu, Ufukhan, Murat Sözgelmez gibi oyunculara tavır koyan, sık sık eleştiren ama diğer yandan alternatifsizlikten oynatan bir tuhaf adam Mustafa Uğur. 

Tayinle gelen hocalar sadece Karşıyaka'nın sorunu değil. Geçen sene Altay bu yüzden küme düştü. Süreç, boşta olan kulübe karar mekanizmasını etkileyecek adamın ihtiyacına göre bir bakan ya da federasyon üzerinde etkili birilerinin telefon açması ve hocayı adeta "tayin" etmesi şeklinde işliyor. Özellikle bu şekilde federasyon kurullarına ve/veya delegeliğine seçilmiş çok sayıda insan var. İçinden geldiği kulübün menfaatelerini hiçe sayıp, kişisel ikbal için işe yaramaz adamları kulübe doldurmak son 10-15 yılın kanseridir İzmir Futbolu için. 

Diğer bir sıkıntı da hasbelkader altyapıdan çıkmış veya genç yaşta alınıp parlamış çocukların kurt menejerlerin menfaati için satılması. Bu oyuncular satılmazsa sanki kulüp batacakmış havası yayılıp, satışları gerçekleştikten 15 gün sonra 40 takımdan kovulmuş mesleki ahlakı çok tartışmalı oyuncular genç yıldızı satan menejer tarafından gene aynı kulübe getiriliyor. Daha yüksek meblağlara istikbali olmayan kaşar futbolcular alıp, genç yeteneklerini oynatmayan kulüpler de gün geçtikçe batağa saplanıyor. Selçuk Yaşar'ın varislerinin Karşıyaka Kulübüne verilen para hakkındaki fikirlerini bilenler, kulübün geleceği konusunda haklı olarak endişeleniyorlardır eminim. 

GİDİŞAT İYİ DEĞİL

Yönetim: Şu an özeleştiri yapacak ve istifa edecek kadar dürüst ve camiasına saygılı insanlardan oluştuğunu söylemek zor. Ancak acilen istifa etmeleri gerekiyor. İş yapabilecek, yaratıcı (teknik heyet, futbolcu veya profesyonel yönetici) adamları egoları yüzünden aşağı çeken, aracılar, menejerlerle ortak işlere girip kulübün parasını sızdıranlar varsa bu adamlardan kurtulmak için Karşıyaka Camiası'nın hukuki yollardan harekete geçmesi lazım. Sezon başında kulüp binasını özel ofisiymiş gibi kullanan, Türkçe konuşmaktan aciz sözde menejerleri kulüpten defetmeyen adamın yöneticilik yapmaya da hakkı yok. 

Mümkünse maaşlı, yabancı bir profesyonelin kulüp başkanlığına getirilmesi ve icraatlarının geniş katılımlı bir kongre tarafından denetlenmesi gereklidir. Bunun için gene geniş tabanlı ve kolay üye olunan bir kulüp yapısı şart. Şu andaki neredeyse oligarşik üye alım sisteminin elden geçirilmesi hem aidatlarla ek gelir toplanmasını hem de daha şeffaf ve başarılı bir kulüp yapısını sağlayacaktır.

Teknik Kadro: Reha Kapsal veya Mustafa Uğur farketmez kaleci mevkisinde orta karar bir yabancı (Bülent de olurdu) ileride Şaban ve Agbetu'nun yanına A2 takımı sahaya sürülüp, başına da KArşıyaka Lisesi'nin beden eğitimi hocası konsaydı bu takım ligi bundan daha kötü bir yerde bitirmezdi. Son haftada averajla kümede kalan ve milynlar yatırılmış bir takım varsa orada teknik kadro başarısızdır. Reha Kapsal'a gene de bir parantez açmak gerekirse hiç olmazsa istifa edecek onuru göstermişti. Mustafa Uğur'un en iyimser yaklaşımla dahi en azından Bucamaçından sonra istifa etmesi lazımdı.

Takım: Galatasaray'ın sözde "Harika Çocukalrı" ve bir kaç futbolcunun Karşıyaka sonrası durakları Spor Toto 2. Lig olabilir en fazla. Şu anki kadronun 6-7 oyuncusu dışında kalanların acilen kulüpten gönderilmeleri, bu yapılırken tazminatların önüne geçmek için mukavelelerinin mali ve hukuki açıdan gözden geçirilip, haksız kazanca konu olanların iptal yoluna gidilmesi, gerekirse kulübü zarara uğratan yöneticilere kaybın rücu edilmesi gereklidir. Bu kulüp artık kimsenin kazanç kapısı, arpalığı olmamalıdır.

Taraftar: Karşıyaka gibi semtiyle organik bağı/aşkı süren çok az kulüp kaldı artık Türkiyede. Taraftarın olası bir kopuşu engellemesi ve takımına sahip çıkması şart. Yoksa gelecekte birilerinin malı, oyuncağı olacak bir Karşıyaka ile yaşamak zorunda kalabiliriz. Bu olasılığı engellemek için en doğrudan yol kulübe üye olmak ve kongrelerde vizyonu olan insanlara destek çıkmak. Seçimlerin al gülüm ver gülüm pazarlıklarla geçmesine engel olmak. Anadoluda okulu olmayan şehirlerin stat sahibi olduğu, avuç içi kadar Trabzon'un hem derin futbol çetesi tarafından kollandığı hem de devletçe paraya boğulduğu bir ortamda koskoca Karşıyaka'nın Alsancak Stadı'ını 4 ortaklı kullanması, hakemlerin oyuncağı olması, devletten almak şöyle dursun borçlu çıkması yönetimlere kulübün menfaatleri doğrultusunda çalışan adamların gelmediğini gösteriyor. Buna engel olacak olan sizsiniz.

Taraftarlık olgusunu müşteriliğe endeksleyen ve kısıtlayan medyanın dediğinin aksine atkı-forma müşterisi sessiz koyunlar değil katılımcı, gerekirse kulübü basıp hesap soracak sahiplenici bir kitle olmanız gerekiyor.

Yerel Yönetim: Bugüne kadar "yerim dar" diye kıvırdı bütün yerel yönetimler. Haklı oldukları nokta, yapılacak yardımların sözümona transfer diye buharlaşacağıydı ancak artık bahane değil çözüm zamanı. Vizyon sahibi bir "Karşıyaka Belediyesi Spor ve Tanıtım Dairesi" kurulması şart. Kürek, Bisiklet, Tenis, Atletizm, Voleybol gibi branşlarda, spor kulübü olarak markalaşmış bir kurum olan Karşıyaka için yapılacak tesisler ilçenin dünyada tanınmasını ve buradaki turnuvalar da ekonomisinin gelişmesini sağlayacaktır. Karşıyaka belediyesinin elinde bunların inşaasını sağlayacak mali enstrümanlar mevcuttur. Tek gereken vizyon.

Artık Değişim Zamanı!



Enhanced by Zemanta
Bir Sene Daha Yalan Oldu Bir Sene Daha Yalan Oldu 03:42 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Ad Home

Blogger tarafından desteklenmektedir.