Taraftarın Aklını Almak




Yıllardır, özellikle bu havuz işleri çıkalı beri taraftar denen gruba önce decoder, sonra ederinin 7-8 misline forma, atkı vesaire satmak için renklere gönül veren kitleler üzerinde müthiş bir toplum mühendisliği yada başka bir deyişle mental bir asimilasyon uygulandı. Son 10 yılın tribün profili ve taraftar tipolojisi yöneticiler ve medya anormal değişikliğe uğratıldı. Bu değişim görece olarak tribün anarşisini azaltmakla beraber kitlelere daha fazla ulaşan ve müşteri portföyünü daha da genişleten "3 Büyükler" artık filizlendikleri ve köklerini saldıkları semtlerden ve camialardan koptular. Takımlar Çarşı'ya yolu hiç düşmeyen, Hasnun Galip Sokağı'nı bilmeyen, Todori'de bir duble içmemiş yöneticiler, teknik adamlar ve futbolcularla dolu artık. Taraftar diye kucak açılan yeni kitlenin de yaklaşık %90'ı gönül verdiği takımın stadını bile dünya gözüyle görmemiş insanlardan oluşuyor.

Endüstriyel Futbolun Ağaları'nın zihnindeki yeni taraftar ideali, eski modellemenin aksine futbolcuya stad dışında seslenmeye bile hakkı olmayan, kulübü kötü giderse sesini çıkarmadan yöneticilerin (büyüklerinin) işleri düzeltmesini tevekkülle beklemesi gereken ama her koşulda kendinden talep edilen paraları ödemesi gereken silik, garip bir amorftu. Açıkçası bunu yavaş yavaş da oturttular. Eskiden takımına sahip çıkan, antremana bazen baklava bazen sopayla baskın veren, gerektiğinde kongre basıp çapulcu, sırtlan takımını kulüpten defeden bıçkın delikanlı taraftar gitti yerine "kız gibi" birbirlerine yeni cicilerini (lisanslı ürün) gösteren, büyüklerinin sözünden çıkmayan (yönetici,medya kalemşörü), sormayan sorgulamayan tosuncuklar geldi. Takım sevmek, kadın sevmek kadar gönül işiydi, mangal gibi yürek isterdi ama zengin çocuklarına satmak için onu elimizden aldılar.




Şimdi o tribünlerin güzel çocuklarının çoğu yaşlandı, küstü yada küstürüldü ve artık stadlarda yoklar. Onun içindir ki biletler ateş pahası, ondandır ki bazı çakallar kapısına bekçi olamayacakları kulüplere yönetici ve başkan oluyorlar, insanların istediği maça gitmesine hayatında 20 maç seyretmemiş adamlar engel olabiliyorlar. Formacığını alıp, atkıcığını takıp ne ifade ettiği hakkaten meçhul o taraftar kartlarına bakıp orgazm olan sığırcıklar da hiç itiraz etmiyorlar. Bir şey söylerseniz de bu düzeni kuranlar sanki babasıymışçasına size çemkiriyorlar.

Bu iyi çocuklar takımları kötü gittiğinde "yeaa abi yeaa" girizgahlı cümlelerle yakınsalar da müşteri profilinden hiç taviz vermiyorlar. Anası, babası giy dese giymeyecekleri şeyleri abuk subuk paralara almaya devam edip, kombinelerini almaya koşuyorlar. Bugün saat 06.00'da Galatasaray Kombineleri satışa çıktı ve kapalı gişe gidiyor. Allah arttırsın kimsenin gözü yok ama el insaf artık. Bu yeni gelen yönetim (ki Ünal Aysal dışında hep eski kulağı kesikler) işleri eline yüzüne bulaştırmaya başladı bile. İnsan bari birinci gün protesto eder o kombineleri. Git ertesi gün istediğin kadar al ama yönetime de bir gün olsun stres yaşat.

Haydi koyunlar kombineye !

Iorfa'yı bulup geri getirseler formasını alacak adamlar etrafta taraftarız diye geziyorlar ya artık denecek bir şey de yok aslında.

Not: Bu yazı bütün storecu, müşteri taraftarları hedeflemektedir.
Taraftarın Aklını Almak Taraftarın Aklını Almak 00:30 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Ad Home

Blogger tarafından desteklenmektedir.