Param Yok Pulum Yok "Milli" Takımı



Türk Milli Takımları'nın DNA'sında bir bozukluk var sanırım veya antrenör idareci tayfası bu çocukları toyluklarından istifade ederek, kamuoyu önünde arsızlık etmeleri için teşvik ediyorlar. İkincisi inanmak istediğim seçenek ama ne yazık ki doğru olma ihtimali diğerine göre oldukça az. A Milli Takımda yaşanan jeep kepazeliği hala akıllarda. Haluk Ulusoy'un bir gaz verdiği kadrodaki herkese jeep sözü tutulmadığı için futbolcuların ne büyük olaylar çıkardığını hatırlarız. Devletin kesesinden trilyonluk primlerin üstüne "herkese benden jeep" ağalığı yapan Federasyon Başkanına mı kızsak yoksa Türk futbolundan en büyük paraları kazanmış ilk on futbolcu arasındaki Hakan Şükür'ün, Hasan Şaş'ın ve diğerlerinin yaptıkları çingeneliklere mi yansak bilememiştik.

Şimdi herkese efsane diye yansıtılan bazı kabadayı kılıklı hırtların aksine eskiden Süleyman Seba, Metin Oktay, Sabri Dino gibi adamlık abideleri vardı. Onlara değil ama B.Metin'e (Metin Kurt) yetiştim tanrıya şükür. Şimdi efsane diye televizyonlarda burnumuza sokulan palyaçolar o adamın kesip attığı tırnak olamazlar ama devir uğursuzun. Milli Takımımız belki başarısızdı o yıllarda ama ruhu vardı bilirdik ki oraya seçilen o formanın gururu için oynardı. Seçilen futbolcu sakat bile olsa oynamaya çalışırdı sakatlığını gizleyerek oynayan çok futbolcu vardı beğenmediğiniz Selçuk Yula bile milli maç öncesi bir antremanda fibula kemiği kırıkken antremanı tamamlamış kırık ancak otele döndüklerinde ağrıdan bayılacak hale gelmesi ile ortaya çıkmıştı. Milli Forma aşkı o yıllara kadar böyle bir şeydi. Bir türlü katılamadığımız büyük turnuvalar öncesinde katılan ülkelerin turnuva primi belirlemesi Türk Gazeteleri'nde haber olurdu, biz de okur pek hayret ederdik.

Ama artık bitti o devirler sporcularımıza kulüplerden aldıkları milyon dolarlar yetmiyor, Milli Takım'a gitmek için de avanta talep ediyorlar yetmiyor hasbelkader bir başarı elde edilirse vaadedilen primin üstüne ekstradan milyonlar talep ediliyor. Hidayet'in "maddi manevi" açgözlülüğü bir tek benim midemi bulandırmamıştır herhalde yada 2008'de dönüş yolunda, daha uçakta primleri soran futbolcular da birilerine garip gelmiştir sanırım. Çoğumuz bu sporları seyretmekten zevk almanın da ötesinde tutkuyla bağlıyız. Az yada çok olan gelirimizden, başka keyiflere hatta sevdiklerimize ayırabileceğimiz paraları biletlere, formalara, atkılara harcıyoruz. Bunun karşısında beklediğimiz biraz başarı çokça da gurur duyabileceğimiz bir duruş sahibi olunması. Takımımızın, yöneticimizin, sporcumuzun sergilediği tutum çoğumuz için galibiyetten ve başarıdan daha önemli aslında. Ama ne verilse doymayan üstelik de bu arsızlıkları çekinmeden, herkesin gözü önünde sergileyen insanlara da bir dur demek lazım.

Son çingenelik piyesi Basketbol Kadın Milli Takımı tarafından daha final düdüğü çalınır çalınmaz sergilenmeye başlandı. Avrupa ikinciliği başarısı küçümsenecek bir başarı değildir ancak o formayı üzerine geçirmeden de o başarıya ortak olamazsınız. Milli Takım ve Milli sporculuk kavramının bu kadar ayağa düşürülmesi her türlü toleransın dışındadır artık. Seyredilirlik sıralamasında dünyada ilk 20'de bile olmayan kadın basketbolu , sadece bazı büyük takım yöneticilerinin şişkin egoları yüzünden, oyuncu transferlerinin WBA standartlarının bile üzerinde ücretlerle gerçekleştiği bir spor ülkemizde. Para arsızlığı yapan hanımefendiler ortalamada bu ülkenin %98'inden fazla kazanıyorlar. Hep bir ağızdan "param yok şak şak şak" diye tempo tutarken bunu da düşünüp biraz utanmak insan olmanın gerektirdiği bir şart.

Milli formanın gururu, ülkeye hizmet etmenin onuru için mücadele eden ruh ve karakter sahibi sporcular istiyorum ben kendi adıma. Varsın başarı biraz daha geç gelsin, varsın bazen de yenilelim ama 5-10 topçuyla 3-5 çakal idareciye gidecek parayla yetenekli bir alay çocuğa fırsat tanıyabiliriz. Başarılı olana da Türk Milleti hakkını verir zaten.
Param Yok Pulum Yok "Milli" Takımı Param Yok Pulum Yok "Milli" Takımı 15:58 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Ad Home

Blogger tarafından desteklenmektedir.